İyim ben, hep aynı şeyler işte.

31 Mayıs 2011 Salı

Teoman'ın N-Style'daki söyleşisini okurken bu hazin öyküyü anımsadım:

"Kendimi kötü hissettiğimde 19. yüzyıl romanları okuyorum" diyordu.

İtiraf etmeliyim ki, ben de haftalardır dilimde onun "Paramparça"sıyla geziniyorum. Ve bu şarkının sözlerinde Tereza'nınkine benzer bir sevgiye susamışlığı tadıyorum:

"Bugün benim doğum günüm/Hem sarhoşum, hem yastayım/bir bar taburesi üstünde/babamın öldüğü yaştayım/kelimeler büyüyor ağzımda/bildiğim tüm hayatlar/paramparça..."

Sahi, bu yaşta bir delikanlı niye doğum gününde yas tutar ki..?


***

Son bir ayda iki Teoman konseri izledim.

Bir stadyum dolusu gencin hep bir ağızdan "Bildiğim tüm hayatlar, paramparça" diye haykırışına tanık oldum.

Onun ağzında büyüyenlerin, kendi kuşağının kelimeleri olduğunu hissettim.

Şu anda Türkiye'nin en çok satan albümü bu... Adı "17..."

"Her şeyin satılık olduğu bir dünyada, mutsuzluktan sarhoş" olmuş. "Elveda zalim dünya" şarkısıyla kelebek kadar süren ömrünü noktalamış 17 yaşında bir gencin öyküsü var albümde...

Bugün 17 yaşında olanlar, 1983'te doğdular.

Büyük şehirde büyüdülerse, ne kan kokusu bulaştı gençliklerine, ne tank sesi böldü uykularını... Duvarlar, sınırlar, tabular yıkıldı onlar için; okullar, barlar, internet cafeler açıldı.

Niye öyleyse bu "iç kanama"..?

Teoman, beni çarpan bir sözcükle yanıtlıyor soruyu:

"Köksüzüz" diyor, "...tutunacak hiçbir şeyimiz yok"

1990'larda yapılan bir araştırmada gençlerin çoğu, kendi durumlarını 10 yıl öncesine göre "daha kötü" olarak nitelemişlerdi. (İMV-SAM/1995)

Hep "bir kabus dönemi" olarak tanıdıkları "80 öncesi"nde bugünden "daha iyi" olan neydi ki?

Belki şu:

Onlar, doğru ya da yanlış, bir yere kök salmış; tutunmuşlardı.

Sokaklarda cellat kol gezerken bile, "rüzgar gülleri"nin ölüm esintileri yerine daha iyi bir yaşam umuduyla döndüğü bir dönemdi o...

"80 öncesindekiler belki toplumu kurtarma uğruna gençliğini tam yaşamadı, ama -yanlış yöntemler içerse de- dayanışma, heyecan ve paylaşma duygularıyla büyük bir toplum projesi uğruna çaba gösterdi. Şimdi ise kendisi için kendine eziyet eden bir kuşak var" diyor Hayri Kozanoğlu... (Yuppieler, Prensler ve Bizim Kuşak, İletişim, 1993) ve bugünün "kalpsiz kuşak"ını "Bildiği şair adı bilgisayar markasından az olanlar" diye tanımlıyor.


***

Bugün, hepimizin bildiği bütün hayatlar "paramparça" iken, piyasada bunca çeşitli aşk şarkısı olması, aslında aşkın kendisinin var olmamasından mı acaba..?

Belki de birileri Gorki'nin üniversitelisi gibi bizim adımıza, olmayan bir sevgiliye yazıyor bu satırları...

Ve biz stadyumlarda toplanıp o mısraları dinlerken, aşk varmış gibi yaparak ağlaşıyoruz...

...yaralı kalbimizin sökükleri dikilirken bir yandan...


Can Dündar

25 Mayıs 2011 Çarşamba

Time

Biliyor musunuz, mutsuz olmak kötü değil de, nedenini bilmemek çok kötü. Sayabileceğim çok şey var aslında; ama bunlar bahaneden daha fazlası değil...
Aşık olduğunuzu sanırsınız ama değilsinizdir.
Çalışıyor sanarsınız ama aslında elle tutulur hiçbir şey yapmamışınızdır.
Korkarsınız ama durursunuz.
İstedim neden olmadı dersiniz? ( çok isteyince olur derler, yalan olmuyor.) sakın kendini az istedim diye suçlamayın. Suçlayacaksanız, neden saçma sapan şeyler istiyorum diye suçlayabilirsiniz.
İçiniz daralır ve siz hiçbir şey yapamassınız. En azından ben yapamıyorum... Kendimi daha nasıl anlatabilirim derken, kelimelerim tıkanıp kalıyor aslında... Bundan sonrası kendimi tekrarlamaktan daha ileri gitmez sanırım...

"waiting for someone or something, to show you the way..."
...
"every year getting shorter, never seem to find the time.."

Pink Floyd - adamımsın...

22 Mayıs 2011 Pazar

Biraz gerçek, biraz yalan..

bilinmezlik öyle kötü ki.. hele şu son zamanlar da bildiğim hiçbir şey yok..
varlığı zarar verir, anlamsızdır, olmamalı, her şeyiyle negatiftir aslında sizin için.
ona bağlanmanız için hiçbir sebep yoktur.
sevgi desen hiç yok.
tip desen, yani kim bakıyor ki zaten tipe.
ama....
işte o amanın cevabını bulduğum zaman dünyanın en mutlu insanı olacağım.
ama... biliyorum ki bu imkansız. her şey kadar, sen kadar, biz kadar...

"hem yara bandım hem yaram"
"hem kırıcı hem kırılgan... hem hem hem.."

"bir yanım anlamsız ve tutarsız bir telaş da, bir yanım küllenmiş zoraki sevdada..."

işte bu
...

yorgunum hem de çokk...

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Sona Geldik


13 senelik UOML hayatımın sonuna geldikk. Evet cuma son kez hep beraber deli gibi eğleneceğiz.. Herkes için aynıdır belki duygular ama ben de 13 senenin vermiş olduğu bir ağırlık, bir hüzün, bir mutluluk bir de garip bir şeyler var işte. Hep bu anı beklemedik mi aslında ? Ama insan yaşarken değerini bilemiyor maalesef. Hani bazı anılar vardır, derindir izi, asla silinmez. İşte ben canım sınıfımı, canım arkadaşlarımı hep o anılarımda yaşatacağım. "unutacaksın" diyenlere inat, hep "hatıralaycağım". Nasıl unutulur ki? Evet, dersler sınavlar hocalarla gereksiz tartışmalar. Yorgunluk, üzüntü, ağlamalar. Hayatın tadı tuzu bunlar her şey gelir geçer ama o güzel yaşanmışlıklar kalır işte.. Mezun oluyoruz. Biraz buruk, biraz sevinçliyiz. Her şey güzel olacak, siz inanın çünkü artık ben de inanıyorum ve hepinizi çok seviyorum !

6 Mayıs 2011 Cuma

Aşk ve Gurur

Bugünün en güzel haberi yeni albüm oldu sanırım. Bu adama aşığımmm AŞIK !

Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa, hadi böyle yaşa derken kalbimize sormuş mu?

"Belki önümüz yaz, gideriz bir yerlere belki dans edersin kumsalda yalnız tek başına.."